07 Haziran 2026 - Pazar

KAMU YÖNETİCİLERİ ZENGİNLEŞEMEZLER

KAMU YÖNETİCİLERİ ZENGİNLEŞEMEZLER

Yazar - AZİZ ARSLAN
Okuma Süresi: 5 dk.
AZİZ ARSLAN

AZİZ ARSLAN

-
Google News

Siyasetçilerin, bürokratların ve idarecilerin yanlışlarını yazıp eleştirmek; yaşadığımız bu zaman diliminde artık bir baba yiğitlik hâline gelmiştir. Nitekim ben, meseleyi sadece bir eleştiri konusu yapmaktan ziyade; Peygamber Aleyhisselam Efendimizin süzgecinden geçen yöneticilerin tavsiyelerini dikkatlere sunarak bir kıyaslama yapmak istiyorum.

"Yapılan bir kötülüğü, bir hatayı, gördüğünüzde, onu el ile düzeltin. Buna gücünüz yetmezse, dil ile düzeltin. Buna da gücünüz yetmezse, kalben buğz edin diyor." Aleyhisselam Efendimiz...

Peki; Peygamber Efendimizin bu tavsiyelerini nereye koyacağız?

Susmakla mı?

Hani bir şarkı vardı. Sus sus kimseler duymasın! Şarkısınımı söyleyelim?

Sevgili okurlarım, yazımın başlığı Hz. Ömer’e ait olan bir ifade. Yaşadığımız bu zaman diliminde bu ifadeye öyle bir ihtiyaç var ki!

Neden mi?

Şöyle ki;

Bir "BUKALEMUN" gibi kendi çıkarları doğrultusunda kılıktan kılığa girenleri gördükçe, bu hadis-i şerif aklıma geliyor:

"Ahir zamanda dünya menfaati için dini alet eden riyakârlar çıkar. Sözleri baldan tatlıdır; ancak bunlar kuzu postuna bürünmüş birer kurttur."

Özelikle yaşadığımız bu asırda kuzu postuna bürünenler; siyaseti veya sivil toplum kuruluşlarını kendi çıkarları doğrultusunda bir makam-mevki'yi elde edebilmek amacıyla bir tiyatro oyuncusu gibi meydanlarda hünerlerini sergiliyorlar. Kul hakkından, torpilden, israftan ve adaletten dem vurup adeta bir bülbül gibi öten kişiler, her nedense siyasetin veya mevki-makamların başına geçmeleriyle birlikte giyimlerini, davranışlarını ve yaşam tarzlarını tamamen değiştiriyorlar. Dillerinden hiç düşürmedikleri kul hakkından, torpil ve adam kayırmacılıktan, israftan, hak, hukuk ve adaletten hiç bahsetmiyorlar ve her nedense sus pus oluyorlar? Üstelik devletin imkânlarını kendi mallarıymış gibi kullanmaları bir yana, en dikkat çekici nokta ise hızla zenginleşmeleri...

Kıymetli okurlarım; ben bir hukuk profesörü gibi insanları idealize edecek ve ne de kimsenin avukatlığını yapacak değilim. Ancak siyasette ve makam mevkilerde tuhaf bir yozlaşma var. İslami hassasiyeti ve yaşam biçimini hayatımızın merkezine tam olarak oturtamıyoruz. Hangi görevde olursak olalım, hangi işi yaparsak yapalım, İslam’a aykırı tutumlar sergilenmemeli.

Peki, neden sergilenmemeli? Tarih sayfalarına baktığımızda, Kur'an ve Sünnet dairesinde İslam’ın evrensel niteliğini korumuş şahsiyetlerin varlığını görüyoruz. Gerek bizleri yöneten idarecilerin gerekse kamu kurumlarında çalışanların ibret nazarıyla bakması açısından; Hz. Ömer zamanında yaşanmış bir hadiseyi dikkatlerine sunmak istiyorum.

Halife Ebubekir zamanın da; "Hz. Abbas'ın Valilik görevi biter ve Mekke'ye bir kaç deve yükü mal ile döner. Hz. Ömer: Ya! Abbas bu mallar nedir" diye sorar. Hz. Abbas: Ya! Ömer, ticaretten kazandığım mallardır der.

Hz. Ömer: Ya Abbas! bu malları hazineye vermelisin der.

Hz. Abbas: Ya Ömer! Benden şüphenmi var diyerek malları hazineye vermeyi reddeder.

Hz. Ömer: Bu kez Halife Ebubekir'e giderek

Hz. Abbas'ın mallarına el koymasını ister.

Hz. Ebubekir: Ya Ömer bu kişi Abbas'tır. Ondan nasıl şüphelenirsin der ve Hz. Abbas'ın mallarına el konulmasını red eder.

Hz. Abbas: Sabaha kadar rüyasında suda boğulduğunu görür. Sabah vakti ilk işi Hz. Ebubekir'e gider durumu anlatır ve bütün malları hazineye bağışlar.

Hz. Ömer'i çağırırlar. Ya Ömer! Sen haklı çıktın. Bu karara nasıl vardın diye sorarlar.

Hz. Ömer: İçtihadını şöyle açıklar:

"Kamu yöneticileri zenginleşemezler."

Kıymetli okurlarım! Zenginleşen siyasetçileri, mülki idarecileri veya devletin imkanlarını kendi malıymış gibi kullananları gördükçe; 'Keşke bizleri Hz. Ömer gibi yöneten ve denetleyen yöneticilerimiz olsa!' diye düşünmekten kendimi alamıyorum.

Hülasa; Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın "Bize Ömerler lazım" ifadesi de tam yerinde olsa gerek; zira bu söz, mütemadiyen böyle idarecilerin ve yöneticilerin olmasının önemini vurgulamaktadır.

Sonuç olarak; insanları yalnızca dış görünüşleri veya dini inançlarıyla değerlendirmek yanıltıcı olabilir. Ancak; Allah korkusu, sosyal yaşamı, insan ilişkileri, hak, hukuk ve adaletten ödün vermeyen duruşu ile başarılı hizmetleri üzerinden değerlendirirsek; işte o zaman bir ''BUKALEMUN" gibi renk değiştirmediklerine ilişkin merhametli insanlar olduklarına kanaat getirebiliriz.

Vesselâm.

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları