BU HAYATTA MİLLETVEKİLİ OLACAKSIN
BU HAYATTA MİLLETVEKİLİ OLACAKSIN

AZİZ ARSLAN
-Kıymetli okurlarım! Bu yazımda bir “Milletvekili güzellemesi” yaptığımı sanmayın. Sadece yaşanan bir vakayı dikkatinize sunarak yorumu takdirlerinize bırakıyorum.
Ülkemizde Milletvekili olmak varmış…
Çünkü her kapının anahtarını açıyor.
Neden mi?
Anlatayım…
Ülkemiz, dindarların yaşadığı bir İslam beldesidir. Ama ne yazık ki dindar bir profilden çok uzaklaşmış gençlerin ahlâksız davranışlarıyla karşı karşıyayız. “Ahlâksız dindarlık mı olur?” demeyin. Elbette olmaz. Çünkü dindar olmak, ahlâklı olmayı gerektirir. İslam dini baştan sona ahlâktır. Ama gelin görün ki, ahlâksızlığı yayan “Müslüman” gençler çevremizi kuşatmış durumda.
Merak eden okurlarım, “Ahlâksızlığı yayan gençler ile Milletvekili konusu ne alaka?” diyebilir.
Şöyle ki…
Hemen her gün evden çıkarken vasıta kullanmadan çarşıya doğru yürürüm. Yol güzergâhım okullar ve park alanına çok yakın. O istikamete ilerlerken sırtını ağaca dayamış, sarmaş dolaş iki genç dikkatimi çekti. Hiç kimseye aldırış etmeden yaptıkları hayâsızlığa tahammül edemedim. Çünkü o alan okul bölgesiydi ve öğrencilerin gözleri önünde bir ahlâksızlık sergilenmekteydi.
Gençlerin yanına gittim ve şöyle dedim :
“Bu parkın ortasında bu çirkinliği insanların gözüne sokacağınıza gidin evlenin. Helal dairesi keyfe kâfidir, harama girmeye gerek yok.” dedim...
Gencin cevabı şu oldu:
“Evlenmek için ailemle birlikte, şu an yanımda bulunan sevdiğim bu kızı istemeye gittik. Ama babası, 'Oğlunuz Milletvekili olsun, kızımı öyle vereyim' dedi.”
Bu ifadeye karşı, ilk tepkim; “Benimle dalga mı geçiyorsun?” dedim.
Gencin yanındaki kız da, “Beni istemeye geldiler, doğru söylüyor,” dedi.
Nasıl bir cevap vereyim diye düşündüm. Cevap vermeye kalkışsam bu hamur çok su götürür ve konu uzayıp gidecek diye vazgeçtim ve yoluma devam ettim.
Sonuç olarak; gençlerin sergiledikleri bu ahlâksızlık göz ardı edilemez bir durumdur. “Git Milletvekili ol, kızı verelim” ifadesi olacak iş değildir. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu.
Ezcümle; doğrusu, o gençlerin ifadeleri bana pek inandırıcı gelmedi. Ama ya doğruysa? İşte o zaman onlara acıdım...
Milletvekili ol ve kızı verelim ifadesine ilişkin merakımdan dolayı, ülkemizdeki Milletvekillerine verilen imkânları bir gazeteci-yazar olarak yaptığım araştırmada, Avrupa ülkelerini bile geride bırakan çok ilginç bir tabloyla karşılaştım.
Milletvekillerine verilen haklar şöyle:
– Aylık Maaş = 273.000 TL.
– Yolluk (maaşın %50’si) = 136.500 TL.
– Emekli Milletvekili aylığı = 177.000 – 180.000 TL.
– Eğer emekli aktif çalışan vekil ise çift maaş = 453.000 TL.
– Ölüm yardımı = 3.3 – 3.5 milyon TL (tek seferlik)
– Eş için dul aylığı (%50) = 88.500 – 90.000 TL / ay.
– Çocuk için yetim aylığı (%50) = 88.500 – 90.000 TL / ay.
– Diplomatik pasaport (kendisi, eşi ve çocukları)
– Sağlık giderlerinin karşılanması.
– Ömür boyu kamu sosyal tesislerinden yararlanma.
– TBMM’de çalışma odası.
– Danışman görevlendirme hakkı.
– Araç tahsisi.
– Ulaşım ve iletişim gider desteği.
– Yurt dışı görevlerde masrafların karşılanması.
– Yasama sorumsuzluğu ve dokunulmazlığı.
–TBMM imkânlarından yararlanma.
Özetle; Avrupa ülkelerinde bile olmayan imkânlar Milletvekillerimize sunulmuş durumda. Hâl böyleyken, kızını evlendirecek hangi baba Milletvekili bir damadı istemez?
Kıymetli okurlarım, özellikle dindar ve samimi Müslümanları tenzih ederim. Ama gelin görün ki yaşadığımız alanları ahlâksız gençler tarafından kuşatılmış durumda. Eskiden tek tük istisna olarak görülürdü; bugün ise genele yayılmış ve utanma duygusunu yitirmiş bir Z kuşağı ile karşı karşıyayız.
"Ebeveynlerin ve gençlerin bu konudaki farkındalığını artırmak adına, şu hadis-i şerifi paylaşmayı bir görev biliyorum:"
“Kadın dört sebepten biri için evlenilir: Malı, soyu, güzelliği ve dindarlığı. Sen dindar olanı seç. Aksi hâlde sıkıntıya düşersin.”
Dolayısıyla İslam’ın değer yargılarına baktığımızda durum hiç de böyle değildir. İslam’a göre ahlâk yoksa din eksiktir, işlevsizdir; adeta yok hükmündedir. Çünkü İslam’da ahlâksız bir Müslüman profili yoktur. Ne yazık ki, Müslüman bir beldede Müslümanların çocukları bu ahlâksızlığı yapmaktadırlar. Yıllardır yazılarımda gençlerin ahlâksızlıklarını anlatmaktan dilimde tüy kalmadı. Park-Bahçeler gençlerin "FUHUŞ" yuvası olmuş. Kameralarla değil manevi bir denetim mekanizması devreye sokulmalı. Ağaç yaşken eğilir, eğer susmaya devam edersek bu ahlâksızlık gençler arasında yaygınlaşarak sergilenmeye devam edilecektir.
Yetkili mercileri bu konu hakkında göreve davet ediyorum.
Konuyu fazla uzatmadan yazımı dikkat çekici bir ifadeyle noktalamak istiyorum:
Bütün Peygamberlerin ortak mesajı şudur:
“Utanmadıktan sonra dilediğini yap.”
Rabbim bizleri hayâ sahibi olan kullarından eylesin.
Selam ve dua ile.