ZAM SAĞANAĞI...
ZAM SAĞANAĞI...

AZİZ ARSLAN
-Dünya jandarmalığını yapan ABD ve Siyonist yavrusu İsrail'in, İran’a saldırmasıyla birlikte bölge ülkelerinde ekonomik krizin baş göstermesiyle birlikte, ülkemizde gıda enflasyonunun yeniden tırmanabileceği yönünde endişeler artırmakta; Nitekim ülkemizde devam eden ekonomik krizin ve alım gücünün düştüğü bir dönemde, İran savaşı en çok ülkemiz açısından tarımsal ve gıda ürünlerinde ciddi bir biçimde fiyatları artırabilir.
Kısacası; Enerji ve yakıt fiyat şoklarından ziyade dikkatleri gıda ürünlerine çekmek istiyorum. Özelikle kilosu 65 ile 70 lira arasında satılan tavuk eti; şimdilerde 150 lirayı bulmuş durumda... hakeza dana kırmızı et; 1000 ile 1.250 lira arasında ve peşi sıra süt, sebze ve meyvelerle birlikte diğer temel gıda ürünlerinde fahiş zamlar yapılmakta... Kısa vadede yaşanan bu fahiş fiyat artışları gelir ve gider harcamalarının dengesinide bozarak enflasyonun fakirleştirici etkisi her kesimin üzerinde daha çok kendisini göstermeye başladı.
Kıymetli okurlarım!
Sahada yaptığım araştırmalarda; özellikle üzülerek şahit olduğum yerler arasında semt pazarları... bozulmuş sebze ve meyveleri toplayan ve diğer taraftan bozulmaya el tutmuş sebze ve meyveleri düşük fiyatlarla almaya çalışan insanları görmek mümkün. Dikkatlere sunacağım bir diğer alanda; Zincir marketler, bu zincir marketlerde ekmek almak için gece geç saatlere kadar bekleyen insanları gördüm. Neden geç saatlere kadar bu insanlar bekler; Çünkü Bayatlaşmış, sertleşmiş veya satılmayan ekmekleri bir alana, bir bedava alabilmek için...
Ne acı bir durum?
Aç kalan, evine ekmek götüremeyen insanları kim görecek? Kim el uzatacak!
Maalesef; çöpe atılan artıkları toplayan insanlar var. Bu gerçeği göz ardı etmek mümkün değil.
Dolayısıyla...
Ekonomik krizin faturasının ağırlığı orta ve alt sınıfın ve özelikle emeklilerin belini bükmüş durumda.
Ben veya başka gazeteci meslektaşlarımız yoksulluğun acı reçetesini dikkatlere sunarken; Gerçekten yoksulluk zannettiğimizden de fazla, özellikle kenar semtlerdeki yoksul aileler daha çok etkilenmektedir. Çocuklar ve gençler yeteri kadar beslenemiyor. Vatandaşların çoğunluğu et, süt, peynir, sebze ve meyve tüketemediklerini ve almakta çok zorlandıklarını ifade etmektedirler.
Marketlere giren çıkan çok deniliyor. Marketlere giren çıkan insanlar zenginlik göstergesi mi? Tabiki hayır! Vatandaşın parası yettiği kadar alabiliyor. Vatandaş ne yapsın markete gitmesin mi? Yalnızca ekmek alıp çıkacak olsa bile markete gitmesi gerekmiyor mu veya semt pazarlarına gitmesin mi?!
Özetle; İnsanlar artık temel gıda maddelerini almakta çok zorlanıyor ve zorluk çekiyor. Kasaplık yapan bazı esnaf arkadaşlara insanların et alım durumunu sorduğumda; bana cevapları şu oldu; Dar gelirli insanlar et alamıyor, üzerinde et bile kalmamış çorbalık kemikleri zar zor alabiliyorlar ve bu kemikler çokça satılıyor ve revaçta.
Neden böyle? İfade ettiğimde...
Halk fakirleşti ve alım gücü düştü de ondan?
Sonuç olarak...
Satan ve alan vatandaşlarda şikayetçi bu durumdan?
Yöneticilerimiz bu aç gözlü fırsatçılara göz açtırtmamalı ve gerçek manada denetim mekanizması devreye sokulmalı ve caydırıcı cezai işlemeler hayata geçirmeli.
Ezcümle; İdarecilerimiz bir an önce çareler üretip, geçim sıkıntısı çeken sabit gelirli ve özelikle emeklilerin maaşlarında iyileştirmeler yapmalı.
Vesellem.