13 Haziran 2026 - Cumartesi

KUDUZ KÖPEK İSRAİL İTLAF EDİLMEDİKÇE DÜNYANIN YÜZÜ GÜLMEYECEK.

KUDUZ KÖPEK İSRAİL İTLAF EDİLMEDİKÇE DÜNYANIN YÜZÜ GÜLMEYECEK.

Yazar - AZİZ ARSLAN
Okuma Süresi: 5 dk.
AZİZ ARSLAN

AZİZ ARSLAN

-
Google News

Yıllardır dünyanın dört bir yanından, vicdan sahibi insanlar ve Müslüman ülkeler; Filistin ve Gazze’deki zulme karşı yürüyüşler düzenliyor, meydanlarda protestolar gerçekleştiriyor, yardım kampanyaları yürütüyor ve özgürlük filoları (ya da sembolik Sumud filoları) ile dünyaya seslerini duyurmaya çalışıyorlar. Bu takdire şayan çabalar karşısında ise insan, ister istemez sormadan edemiyor...

Yıllardır; İsrail'in zulmüne karşı yapılan yardım kampanyaları, protestolar, yürüyüşler ve eylemler; işgalci siyonistleri durdura bildi mi? Maalesef durduramadı. Çünkü Müslüman ülkelerde ve Avrupa’da ayağa kalkan insanların meydanlarda yükselen sesleri ve protesto eylemleri; maalesef 'İran’ın füzeleri kadar etkili olamadı.' İnsanlığın önündeki Filistin/Gazze sahnesi; artık yürüyüşlerin, protestoların ve "Kahrolsun İsrail-Amerika" söylemlerinin bir işe yaramadığının acı bir göstergesidir.

Kıymetli okurlarım, aklıma gelmişken Merhum Necmettin Erbakan Hocamızın ifadesini dikkatlere sunmak istiyorum:

"Filli icraata geçmek gerekir. İsrail laftan anlamaz. İsrail ancak güçten anlar."

Aynen öyle; İsrail ancak güçten anlar. Özetle, Müslüman ülkeleri bir deve kuşu gibi kafalarını kuma gömerek, Filistin ve Gazze'de gerçekleştirilen katliamlar karşısında sadece gözyaşı döküp hamaset sergilemeleridir. Bu emperyalist güçlere karşı hiçbir risk almayan ve ölü taklidi yapan Müslüman ülkelerini tarih sayfaları kara bir leke olarak onları kaydedecektir. Daha da acı olanı; Diplomatik kınamalar ve birkaç zirve toplantısı ile "çözüm" gibi sunmak, tabiri caizse bir tiyatro sahnesinden öteye gitmemektedir. Artık Müslüman ülkeler kendilerini gerçek manada sorgulamalı.

Özelikle küresel emperyalistler kendi çıkarları doğrultusunda pervasızca hareket ederken, milyarlarca dolarlık ekonomik kapasiteye sahip Müslüman ülkeler neden ortak ve caydırıcı bir iradeyi ortaya koyamıyor?

Kutsal Kitabımız Kur'ân-ı Kerim'in iki farklı meâlinde Allah Teâlâ, Müslümanlara şöyle seslenmektedir:

"Gevşemeyin, hüzünlenmeyin. Eğer (gerçekten) iman etmiş kimseler iseniz üstün olan sizlersiniz."

Âl-i İmran, Suresi Ayet- 3/139

Diğer ayette ise;

“Kim izzet isterse bilmeli ki izzet tamamıyla Allah’a aittir. Güzel sözler O’na yükselir; rızasına uygun iş ve davranışları da O yüceltir. Sinsi sinsi kötülük tasarlayanlar için çetin bir azap vardır ve onların tuzakları altüst olur.”

(Fâtır, Suresi Ayet-35/10)

Bu iki ayette Allah Teâlâ, izzet ile maddi ve manevi gücün; Allah’ın izin ve inayeti ile müminlerin iman, tevekkül ve gayretleri neticesinde Müslümanların olacağını açıkça müjdelemektedir.

Sonuç olarak...

Müslüman ülkeler bir araya gelerek İslam birliğini tesis etmelidir. Bediüzzaman Hazretlerinin 'Tükürün zalimlerin hayâsız yüzüne' ifadesi ışığında İslam ülkeleri, füzelerini siyonist işgalci İsrail'e doğrultarak o kuduz köpeği itlaf etmeli ve bu zulme son vermelidir.

İslam birliği kurulmadığı takdirde, küffarın baskı ve zulümleri artarak devam edecektir. Amerika ve Batılı devletlerin sınırsız maddi ve askeri desteğiyle siyonist İsrail tarafından Filistin, Lübnan, Suriye ve İran’da gerçekleştirilen katliamlar ve soykırım derecesindeki savaşlar, zamanla Türkiye ve diğer Müslüman ülkelere de sıçrayacaktır.

Ezcümle: Müslüman ülkeler, sahip oldukları yer altı ve yer üstü kaynaklarını stratejik bir koz olarak kullanmalıdır. Dünya üzerindeki petrol ve doğal gaz rezervlerinin büyük bir kısmını elinde bulunduran bu coğrafyada; değerli madenler, kıymetli taşlar, toprak elementleri ve toryum ile uranyum gibi stratejik radyoaktif cevherler açısından da oldukça zengindir. En önemlisi, Müslüman ülkeler dünyanın lojistik düğüm noktalarını da kontrol altında tutmaktadır.

Durun daha bitmedi...

Denizleri birbirine bağlayan; Boğaziçi ve Çanakkale Boğazı’ndan, Malaka, Hürmüz ve Cebelitarık boğazlarına; Aden Körfezi’nden Babülmendep Boğazı’na ve Süveyş Kanalı’na kadar uzanan bu su yolları, dünya ekonomisinin can damarlarıdır."

Demem o ki...

İslam Birliği-Müslüman ülkelerin ekonomik ve askeri gücüyle birlikte; küffarın ve siyonizmin başı kopartılıp, Müslüman ülkelerin izzeti korunacak, böylece zulüm ve Batı sömürüsü nihai olarak son bulacaktır.

Aksi takdirde tarih sayfaları, her zamanki gibi yalnızca zulmedenleri değil; zulüm karşısında sessiz kalanları ve zalimlerin başını ezecek Selahaddin-vari yiğitleri de kaydedecektir.

Vesellem.

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları