DİJİTAL ÇAĞIN HOKKABAZI; BAHİS VE SANAL KUMAR
DİJİTAL ÇAĞIN HOKKABAZI; BAHİS VE SANAL KUMAR

AZİZ ARSLAN
-Bahis ve sanal kumar oyunları, hiç şüphesiz ülkemizin en büyük problemlerinden bir tanesidir. Özellikle dünyamızın giderek dijitalleştiği bu zaman diliminde; Ülkemizde futbolculardan yöneticilere, iş insanlarından, toplumun her kesimine kadar bu illetten etkilenmektedir. Son olarak Ahbap Derneği Başkanı Haluk Levent'in, savcılık soruşturması kapsamında yüksek tutarlarla bahis oynadığı iddiasıyla gözaltına alınmasından sonra tutuklanması dikkat çekicidir. Elbette kimseyi peşinen suçlayamayız; fakat açıklanmaya muhtaç, ortada vahim bir tablo var.
Gazetecilik, herkes susarken soru sormak ve yapılması gerekenleri dile getirmektir. Mütemadiyen bahis ve sanal kumar oyunları çoğu zaman küçük denemelerle, "bir kereden bir şey olmaz" anlayışıyla, gizli gizli başlar ve ilerler. Başlangıçta kişi kendini "bağımlı" olarak görmez; ancak bataklığa saplandıkça ondan kurtulması zorlaşır ve gösterdiği her çırpınış sonuçsuz kalır. Elindeki birikimlerini kaybederken; yığınla borç, utanç, yalnızlık ve çaresizlikle baş başa kalır.
Dolayısıyla her bağımlılık gibi "bahis ve sanal kumar" da gizlilikten beslenir. Ses çıkarmaz, gürültü yapmaz ve iz bırakmaz; ancak fark edildiğinde sonuçları çok ağır olur. Özellikle gençlerin ve yetişkinlerin bu tuzağa düşmesinin sebebi; kolay yoldan para kazanma arzusu, kısa süreli bir rahatlama ve keyif sağlasa da, 'daha çok kazanırım' düşüncesiyle büyük rakamlar kaybedildiğinde, ise telafisi olmayan bir çaresizliğin içine sürüklenmektedirler. Bu sorunlar erken fark edildiğinde, çözümün aşılmasından çok ebeveynler “bizim ailede olmaz” denilerek sert tepki gösterirler. Oysa bu tutum kişiyi daha çok korku ve kaygıya iter.
Sonuç olarak yapılması gereken; baskı veya panik değil, planlı bir yaklaşımdır. Meseleyi erken ve sakin bir şekilde ele almak gerekir. Uzmanlardan yardım almak bir utanç veya zayıflık değil, bilakis bu bağımlılıktan kurtulabilmek için bir reçetedir. Hülâsa bahis, sanal kumar oyun bağımlılığı bize bu tabloda neyi gösteriyor: Özelikle ailelerin ve bireylerin tek başına altından kalkabileceği bir yük olmadığını ve sorunu yalnızca yasaklarla ya da bireysel iradeyle çözmek mümkün değildir. Asıl amaç, "devlet" bahis ve sanal kumar, dijital bağımlılıkları için özel olarak kurmuş olduğu destek merkezlerinin yalnızca terapi veren yerler değil; ailelere nasıl davranılması konusunda yönlendiren ve gerektiğinde hukuki–finansal sınırları devreye sokan ve işleyen bir sistemin parçası olarak bu alanı yalnızca yasaklarla ve cezalarla değil; kontrol, denetim ve aktif destek mekanizmalarıyla ele alması kaçınılmaz bir zorunluluktur.
Özetle, bu gibi sorunlar bireyin iradesini aştığında çözüm, bireysel çabanın ötesinde aranmalıdır. Devletin yardım eli uzanmadığı takdirde insanlar çıkış yolunu kendi başlarına aramaya koyulur; çoğu zaman yanlış kapılara yönelirler ve bu durum, süreci içinden çıkılması imkânsız bir hâle getirir.
Ezcümle; bahis ve sanal kumar bir bağımlılık hastalığıdır. Bu illetten kurtulmanın en önemli yolu, uzman destek merkezlerinden yardım almaktır. Bunun yanı sıra; haram kazancın getirdiği manevi zararları düşünmek, farz ibadetleri yerine getirmek, bolca dua etmek, kötü arkadaş çevresinden uzaklaşarak helal kazanç yollarıyla meşgul olmalı.
Kıymetli okurlarım,
Maide suresi 90 ayetinin mealini dikkatlere sunmadan geçemeyeceğim:
"Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar (putlar), fal ve şans okları birer şeytan işi pisliktir; bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz."
Dolayısıyla, İslam'da bahis, kumar ve benzeri oyunlar, kesin olarak haram kılınmıştır. Emek harcamadan illegal oyunlarla haksız kazanç sağlamak kul hakkı ihlali sayılır. Bediüzzaman’ın ifadesiyle; "Helal dairesi geniştir, keyfe kafi gelir. Harama girmeye hiç lüzum yoktur." İlkesi gereği, meşru kazanç yolları insanı mutlu etmeye ve tüm meşru ihtiyaçlarını karşılamaya yeterlidir.
Selam ve dua ile.