ALIM GÜCÜ VE PARAMIZIN KIYMETSİZLEŞMESİ
ALIM GÜCÜ VE PARAMIZIN KIYMETSİZLEŞMESİ

AZİZ ARSLAN
-Gündelik hayatın ağırlığı bir yana, cebimizdeki paranın hızla değer kaybederek kıymetsizleşmesi, alım gücünün dip noktaya inmesi ve çarşı pazarın yangın yerine dönüşmesi. İşsiz gençlerin gelecekten umudunu kestiği, üniversiteyi kazandığı hâlde maddi imkânsızlıklar yüzünden okulu bırakmak zorunda kalanları, evlilik hayalini bile kuramayan gençlerin, emeklilerin ve çalışan kesimin ücretleri ellerine geçmeden erimesi, market raflarındaki etiketler günlük olarak değiştirilmesi, gençlerimiz bir araya geldiğinde geleceğe dair umutları konuşmak yerine sadece yurt dışına gitme planları yapıyor olması. Bütün bunlar yaşanırken yönetenlerimiz 'biraz daha sabır' diyor. Ardı arkası kesilmeyen zam sağanağıyla; sen toksun, ben açım misali ev kirasından elektriğe, doğalgazdan akaryakıta, temel gıdadan ekmeğe kadar artan fiyatlar toplumu derinden sarsmaktadır. İşte ülkemizdeki asıl krizin gerçek fotoğrafı budur.
Mütemadiyen geçici önlemlerle piyasa düzenlemeleri, düşük faiz politikaları ve halkın sırtına yükletilen vergilerle bu sorunları çözemezsiniz.
Kıymetli okurlarım,
Ben bir ekonomist değilim; ülkedeki pahalılığı giderecek gücüm de yok. Ama asıl mesele, halkın güven duyacağı ve geleceğe dair bir güven ortamının yönetenler tarafından oluşturulabilmesidir. Çünkü birçok aile yarın sofraya ne koyarız diye kara kara düşünmektedir. Hayat pahalılığı insanların genelini yormuş durumda. Her gün değişen rakamlar ve etiketler, zamlarla birlikte hayat standardını daha da aşağıya çekmekte.
Ekonomide güvenin yeniden tesis edilebilmesi için yapısal reformların hayata geçirilmesi, sosyal politikaların güçlendirilmesi, kamu kurumlarındaki israfın önlenmesi, yabancı sermayenin ülkeye girişinin sağlanması, liyakat ve hukukun üstünlüğünün hâkim kılınması şarttır; ancak bu şekilde bir nebze olsun olumlu sonuçlar elde edilebileceği düşüncesindeyim.
Ezcümle; farklı bahanelerle fiyat artıran, elindeki malı ucuza vermek ya da insanlara faydalı olmak yerine gidip çöpe döken, kendisinden başkasının kazanmasına asla katlanamayan bu tekelci baronlara fırsat verilmemesi gerekir.
Hâsılı...
Konuyu fazla uzatmadan, John Maynard Keynes'in ifadesiyle yazımı noktalamak istiyorum.
"Eğer girişim ilerliyorsa, bolluk ekonomi ile birlikte artar; ama girişim yoksa bolluk ekonomi ile birlikte çürür."
Refah, bolluk ve bereketli bir yaşam dileğiyle…