HERKES ÖFKELİ VE TETİKTE...
HERKES ÖFKELİ VE TETİKTE...

AZİZ ARSLAN
-Ülkenin geleceği olan gençlerin maneviyattan uzaklaşmasını, tırmanan şiddet eğilimlerini ve kalplerdeki merhamet kaybını neredeyse hiç konuşmuyoruz. Gündemimiz futbol, siyaset, ekonomi, magazin ya da borsa; varsa yoksa altın ve döviz... Oysa avuçlarımızın içinden kayıp giden çocuklarımız için tek kelime etmiyoruz. Sokaktaki manzarada ürkütücü: trafikte araçtan inip dövüşenler, apartmanlardaki bitmek bilmeyen komşu kavgaları. Televizyon ekranlarında ve dijital mecralarda küfür, hakaret ve şiddet "normalleşmiş" durumda. Bir göz bir göze kazara değmesin, bir omuz yolda diğerine çarpmasın; arkan zorbalığı, mafya dizileri, sosyal medyadaki vahşet görüntüleri bir mezbahayı andırmakta...
Kıymetli okurlarım! Herkes öfkeli, herkes tetikte? Özetle; Siyasetçisinden patronuna, memurundan esnafına kadar toplumun her kesiminde hissedilir bir gerginlik hakim. Kimin gücü kime yeterse mantığı işliyor:
- Sistem babaları dövüyor,
- Babalar anneleri,
- Anneler çocukları,
- Çocuklar ise kardeşlerini ve oyuncaklarını! Sistem garibanı eziyor, gariban ise kendinden daha gariban olanı. Artık bir günümüzü kavgasız, gürültüsüz, içimiz yanmadan geçiremez olduk. Her sabah "Bugün kimin canına kıyıldı, hangi çocuk kayboldu, hangi kadın kurban edildi?" kaygısıyla uyanıyoruz.
Rakamlar Alarm Veriyor...
Resmi veriler gerçeği yüzümüze çarpıyor: 2010 ile 2024 yılları arasında suça sürüklenen çocuk sayısı %140 artmış durumda! Kimse bu çığlığı duymuyor mu? Çocuklar ve gençler elden kayarken sanki kimsenin umurunda değil. İnsanların adeta kalbi sökülmüş umursamaz olmuş.
Gençler sevmeyi, saygıyı, paylaşmayı, edebi ve merhameti unuttu. Başı okşanmayan, yarınsız ve kaygılı binlerce genç, toplumda kabul görmedikçe içlerindeki acıyı silaha, bıçağa sarılarak dışa vuruyor.
Şu çocuklara bir bakın hele!
Şu gençlerin haline bir bakın!
Kimin yüzünden?
Bizim yüzümüzden…
Peki bu acı tablodan bir ders çıkarır mıyız? Şüphelerim olsa da umudu diri tutmak zorundayız. Bediüzzaman’ın, "Ümitvar olunuz. Şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslam’ın sadası olacaktır" sözü, bizi ise düşmekten kurtarıp daha aktif bir iman ve ahlak hizmetine teşvik etmelidir.
Sonuç olarak; gençlerin bu "hâl-i pürmelali" durumları karşısında hem ebeveynler hem de ülkeyi yöneten idarecilerimiz bir an önce kafa yormalı ve somut çareler üretmelidir. Vicdanlı, merhametli ve dindar bir nesil yetiştirmek, bu ülkenin beka meselesidir.
Selam ve dua ile.