ESNAF; TARTI TERAZİSİ VE BELEDİYE
ESNAF; TARTI TERAZİSİ VE BELEDİYE

AZİZ ARSLAN
-Tartı dolandırıcılığı, ticari sahtekârlık yöntemlerinden biridir. Özellikle pazaryerleri, küçük ticaret noktaları ve sanayi bölgelerinde hileli tartı olayları sıklıkla gündeme gelmektedir. Bu tür sistemlerde kullanılan en yaygın teknolojilerden biri, elektronik yazılımlar ve sensör manipülasyonlarıdır. Daha anlaşılır bir dile ifade edeyim; Elektronik tartı aletlerine eklenen yazılımlar, cihazın ağırlık ölçüm sonuçlarını değiştirilebilmekte. Bu aletlerin düzenli kalibrasyonu, yasal onayları ve denetimleri yapılmadığında bu tür dolandırıcılık olayları daha da yaygın bir hale gelmektedir. Bu bağlamda tartı dolandırıcılığıyla mücadele terazi ölçümleri için gereken yetkili kurum Belediyelerdir.
Kıymetli okurlarım!
Özellikle Market ve Çarşı/Pazarlarda elektronik tartı aletlerinin kalibrasyon denetimlerinin Belediye yetkilileri tarafından yapılıp, yapılmadığına ilişkin tartı başında çalışanlarla yaptığım görüşmelerde elektronik tartı aletlerinin kalibrasyon denetim kontrollerinin yapıldığına hiç şahit olmadıklarını ifade etmişlerdir. Belediye yetkilileri tarafından kalibrasyon denetim kontrolleri yapılmış ise, bir basın kuruluşu olarak tarafımıza bilgi vermeleri halinde kamuoyunun dikkatine sunarak kendilerine açık bir desteğimiz olacaktır.
Sonuç olarak;
Ölçü ve tartıda hile yapmak, İslam'da kul hakkı ihlali olarak görülür ve Kur'an'da geçen Mutaffifin Suresinin 1-6. Ayetlerini okurlarımın dikkatlerine sunmadan geçemeyeceğim,:
Ayet 1: Ölçü ve tartıya hîle karıştıranların vay hâline!
Ayet 2: Onlar, insanlardan bir şey ölçerek aldıkları zaman tastamam alırlar.
Ayet-3: Fakat kendileri başkalarına bir şey satarken, eksik ölçüp tartarlar.
Ayet 4: Sahi onlar, yeniden diriltileceklerini hiç akılarına getirmezler mi?
Ayet 5: O büyük günde?
Ayet 6: Öyle bir günde ki, bütün insanlar kabirlerinden kalkıp, hesap ve ceza için Âlemlerin Rabbinin huzurunda divan dururlar!
Kıymetli okurlarım! Mutaffifin Suresinin bu âyetleri dikkat çekici bir şekilde insanları uyarmakta. Hülâsa tartı konusuna ilişkin Peygamber Aleyhisselâm Efendimiz ile bir esnaf arasında geçen ibretlik bir hadiseyi gözler önüne sermek istiyorum.
Asr-ı Saâdet'de Medîne-i Münevvere'de bir tüccar vardı, adı çok bilinirdi, kazancı da boldu. Ama onunla ilgili hep aynı cümle söylenirdi: "Dili tatlı ama terazisi yamuk..."
Bir gün, Medine çarşısında Efendimiz (SAV) ona uğradı. Tüccar saygıyla eğildi, tatlı sözler söyledi, güzel hurmalar ikram etti. Fakat tarttığı terazide bir hile vardı...
Aleyhisselâm Efendimiz (SAV) h urmalara bakmadı. Gözlerini adama dikti ve sadece şu cümleyi kurdu: "Bir mü'minin ticaretinin güzelliği mal ile değil, sadakatle ölçülür." Adamın yüzü düştü. Kimseye fark ettirmediğini sandığı eksik ölçüm, Alemlerin Efendisi'nin "Kalp terazisine" ağır gelmişti. O gece adam rüyasında kıyameti gördü. Herkes sırat köprüsünde tereddütle ve dehşetle yürürken, kendisi bir terazinin önünde duruyordu.
Bir kefeye altınlar, öteki kefeye bir kelime kondu "Doğruluk", altınlar ağırdı ama kelime daha ağır bastı. Fakat bir anda vazifeli melek geldi ve dedi:
"Bu doğruluk sana ait değil."
"Sözünde durmadığın her gün, teraziden silinmiştir."
Adam ağlayarak uyandı…
Sabah olur olmaz, dükkânını kapattı. Çarşının ortasında haykırdı:
"Ben terazimi Rabbim için düzeltiyorum! Çünkü Rasûlullah'ın bakışı, kârımdan daha çok sarsıyor beni."
O günden sonra herkes onu farklı tanıdı:
"O artık dilinden ziyâde, doğru tartan ve ne zaman biri ona sorsa, "Sadakat ne demektir?"
Şu ifadeyi dile getirir:
"Sadakat, kimsenin görmediği yerde Allah'ı unutmamaktır."
Kıymetli okurlarım! Demem o ki...
Kalbin, dilin ve bedenin temiz olması, helâl lokma yemeye bağlıdır.
Dolayısıyla...
Kazanç peşinden koşmaktan çok dürüstlüğe komut veren bir yaşam tarzımız olmalı. Nitekim bunun en güzel örneğide; Efendimiz Aleyhisselâmdır:
“Bizi aldatan bizden değildir” buyurmuştur.
Ne hazindir ki, yaşadığımız bu zaman diliminde hayatımızda helal kazanç duyarlılığının, kanaat, tevazu, dürüstlük ve insaf gibi erdemlerin gün geçtikçe; Hırs ve tamah, servete ve mala olan düşkünlüğü nedeniyle insanların rahmani duygularını kaybettiĝini görmekteyiz?
Hâsılı, konuyu fazla uzatmadan helal harama ilişkin; yazımı Cem Karaca’nın bir şarkısı ile noktalamak istiyorum:
"Bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete"...
Allah sonumuzu hayretsin.