4+4+4 12 YILLIK ZORUNLU EĞİTİM SİSTEMİ İFLAS ETMİŞTİR...
4+4+4 12 YILLIK ZORUNLU EĞİTİM SİSTEMİ İFLAS ETMİŞTİR...

AZİZ ARSLAN
-Siverek ve Kahramanmaraş’ta yaşanan elim hadiseler bir kez daha gösterdi ki eğitim-öğretim sürecinin doğal akışında, yetişkinlerin bile yönetmekte zorlandığı gençlerin okuldaki disiplinsizlikleri, aşırı serbestlikleri, akran zorbalıkları ve haddinden fazla özgüvenleri ne denli ağır sonuçlar doğurabileceğini gözler önüne sermiştir. Hülâsa, göz ardı edilmeyecek bir başka gerçek de saldırı eylemlerini gerçekleştiren çocuklarda ne olursa olsun kendilerinden bahsedilmesi, güç ispatı veya hayran kitlesi oluşturma duygusunun baskın gelmiş olabileceğidir. Devlet her bir çocuğun başına bir polis dikemez ve her öğrenciyi kontrol edemez. Çocukları kontrol edecek olan ailelerdir; çünkü eğitim ailede başlar, okulda perçinleşir. Çocuklar ya sorumluluğu ya da sorumsuzluğu öğrenirler.
Dolayısıyla okul yönetimi ve ebeveynlerin; ruhu ve maneviyatı ölmüş, merhametten yoksun, okulla, dersle, kalemle ve kitapla hiç ilgisi olmayan çocukları zorla okutmak hangi aklın işidir? Ağaç yaşken eğilir. Eğitimde hedefi ve başarı çıtası olmayan çocukların; çeşitli mesleklere, zanaata ve sanayi sektörüne yönlendirilmesi gerekirken bu detaylar göz ardı edilmektedir. Artık aileler, çocuğum mutlaka üniversite okumalı, baskısından vazgeçmelidir. Bu ülkenin her meslekten, onurlu ve helal kazanç peşinde koşan insanlara ihtiyacı vardır.
Şimdi gelelim asıl meseleye: TV’lerde yayınlanan şiddet içerikli mafya filmleri, gayriahlaki diziler, Instagram ve Tik Tok gibi sosyal mecralarda sapkınlığı özendiren görüntüler... Ne yazık ki eğitim ve öğretim çağındaki öğrencilerin bu sahnelerden etkilenerek "Bugün canım adam öldürmek istiyor," diyerek okullara ve sokağa fırladığına şahit oluyoruz. Materyalist, kapitalist ve seküler (Erkek-Kız) karma eğitim anlayışla şekillenen; 4+4+4 sistemine dayalı 12 yıllık zorunlu eğitimin iflas ettiği gün gibi ortadadır. Eğitim sistemimize kökten çözüm bulmak için radikal kararlar alınmasının zamanı gelmiş, hatta geçmektedir. Çünkü kanserli hücreler bünyeyi sarmış durumda... Erken teşhis safhası çoktan geçildi; şimdi bu ağır hastalıktan kurtulmak için neşterin vurulması şarttır.
Sonuç olarak; Bir ülkenin geleceğine ilişkin, iyi bir ekonomiden veya sahip olunan yer altı ve yer üstü zenginliklerden ziyade, sağlam bir eğitim-öğretim altyapısının oluşturulması gerekmektedir. İyi yetişmiş genç nesilleri olmayan ülkelerin geleceği de olmaz! Kıymetli okurlarım, konuyu fazla uzatmadan yazımı Bediüzzaman Said Nursi’nin dikkat çekici bir ifadesiyle bitirmek istiyorum:
"Bir çocuk küçüklüğünde kuvvetli bir ders-i imani alamazsa, sonra pek zor ve müşkil bir tarzda İslâmiyet ve imanın erkânlarını ruhuna alabilir. Adeta gayr-ı müslim birisinin İslâmiyeti kabul etmek derecesinde zor oluyor, yabani düşer. Bilhâssa peder ve vâlidesini dindar görmezse ve yalnız dünyevi fenlerle zihni terbiye olsa, daha ziyade yabanilik verir."
Son bir cümle...
''İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendini bilmezsin, ya nice okumaktır."
Selam ve dua ile.