NEREDE KALDI BU YASA?
NEREDE KALDI BU YASA?

SİMURG - NİHAT EKİNCİ
-Yaz sıcaklarının kavurucu sıcağında vatandaşlarla yapılan sohbetler en az yaz sıcakları kadar sıcak ve hararetli geçiyor. Karşılaştığımız ve hal hatır sorduğumuz vatandaşların neredeyse tamamı ekonomik sıkıntılarla birlikte herkesin beklenti içinde bulunduğu “süreç” yasasını soruyor. Bu sorular karşısında sabırla verilen cevapların yanında telkin edilen sabır kavramına karşı da bir sabırsızlık oluşmaya başladığını itiraf etmek durumundayız.
PKK’nin silahlarını yakması ve silahlı mücadeleye son verdiğini açıkladığı tarihin üzerinden bir yıldan daha fazla zaman geçmesine rağmen bu alanda somutlaştırılan bir mertebeye ulaşılamamasının yarattığı derin bir tedirginlik söz konusu. Bu tedirginliğin insanlarda derin bir hüsrana dönüşmemesi için yapılması gereken ve atılması gereken adımların atılması bir zaruriyet haline geldiğini hatırlatmak gerekiyor.
Kırk yıllık bir çatışmalı sürecin kırk günden çözümlenemeyeceğinin elbette farkındayız. Lakin insanlarda yeşeren umutların sönmesini beklemek de bir o kadar ağır bir durum olmalı. Meselenin geçmişine, mevcut durumuna ve gelecek perspektifine bakıldığında “evlat acısı ile kuyruk acısı” hikâyesindeki sarmalın aşılması gerektiği açıktır. Çünkü yaraları yaralarla kapatmanın, kanı kanla temizlemeye çalışmanın, acıya acı katmanın sağlıklı bir sonuca ulaştırmadığını bu ülkedeki herkes yaşanan pratikle görmüştür. Bu nedenle yakalanan fırsatın iyi değerlendirilmesi ve heba edilmemesi ve herkesin üzerine düşen görevi yerine getirmesi gerekmektedir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan konu ile ilgili olarak yaptığı açıklamada; “ Terörsüz Türkiye sürecimizi ortak akılla, sağduyuyla. Samimiyetle, menzile ulaştıracağız” diyerek yol haritasını belirlemişti. Ancak meclis raporunun tamamlanmasına rağmen gerekli olan ve sürecin temelini oluşturacak olan yasal çalışmanın tamamlanmamış olması yeşeren umutların sönmesine neden olacak bir intiba bırakıyor. Bu sonuca nereden vardığımız da sorulabilir. SAMER tarafından yapılan kamuoyu araştırmasına göre sürece duyulan güvende bir hayli azalmanın yaşandığı hatta seçmen kitlesinin yarısına yakınının sürece olan güvenini yitirdiğine yönelik sonuçlara ulaşmış. Bu durum elbette hayra alamet olarak yorumlanamaz.
Bütün hassasiyetlerine rağmen sürecin bir an önce yasal adımlarla desteklenmesi gerektiği açıktır. Çünkü bu sürecin başarıya ulaşmaması için elinden geleni esirgemeyen birçok çevrenin bulunduğunu hepimiz çok iyi bilmekteyiz. Bu çevrelerin ortama dinamit sokmak için nasıl hareket ettiklerini de elbette konu ile ilgilenen devlet mekanizmasın bizden çok daha iyi takip etmekte ve farkına varmaktadır.
Yakalanan olumlu havanın iktidar ve muhalefet kavgalarına, muhalefet partilerinin iç çatışmalarına, siyasi görüş ayrılıklarına yönelik tartışmalara, ekonomik ve sosyal yaşamdaki olumsuzluklara, çete savaşlarına, uyuşturucu operasyonlarına, yolsuzlukla mücadele tartışmalarına heba edilemeyecek bir konu olduğu açıktır. Bu ülkede eğer bu gün birçok olumsuz sonuçla karşı karşıya kalmış isek bunun en derindeki sebeplerin başında ülkedeki çatışmalı ortam olduğu açıktır. Halklarının kamplara ayrıldığı hiçbir ülkede huzur ve güvenden söz edilemez. Bu nedenle kamplaşma ve ayrışma çabalarını boşa çıkaracak adımların atılması birçok olumsuz gelişmenin de önünü kesecektir. Her gün operasyon üzerine operasyon haberi alıyoruz. Çetelerle, uyuşturucu satıcılarıyla, gaspçılarla, tefecilerle, kumarcılarla mücadele edebilmek için güvenlik mekanizmasının rahat çalışabilecek bir ortama ihtiyacı var. Eğer yattı balık yan gider mantığı ileri bir düzeye ulaşmasaydı bugün bu kadar sorunla boğuşmak zorunda kalmazdık.
Huzur ve güvenin olmadığı hiçbir yerde başarılı sonuçlara ulaşma imkânı bulunmamaktadır. Huzur ve güvenin olması için de insanların geleceklerine umutla bakmaları gerekmektedir. Umutlu gelecek için ise bir uğraşa, işe, aşa ihtiyaç bulunmaktadır. Herkes ortamın güllük gülistanlık olmasını talep etmekte ancak atması gereken adıma sıra gelince yan çizmeye çalışmaktadır. Çatışmalı ortamın kaymağını yiyerek belli noktalara gelmiş olanların bundan vazgeçmelerini beklemek abesle iştigal olur. Çünkü ortam iyileşirse insanlar aş ve iş sahibi olursa bedavadan kazandıkları menfaatleri kaybolacak ve emekleri ile kazanmak zorunda kalacaklar.
Sonuç olarak umut haline gelen süreç yasasının bir an önce çıkması herkesi ve kesimi rahatlatacak bir adım olacaktır. Bizi de “Nerede kaldı bu süreç yasası?” sorusundan kurtaracaktır.