18 Haziran 2026 - Perşembe

ENFLASYON ORANINDAKİ ANLAŞMAZLIK

Türkiye’de enflasyon rakamları açıklandığında vatandaşların büyük bölümü tarafından inandırıcı bulunmamakta ve bu verileri paylaşan kurum olan TÜİK büyük eleştirileri maruz kalmaktadır.

Yazar - SİMURG - NİHAT EKİNCİ
Okuma Süresi: 5 dk.
SİMURG - NİHAT EKİNCİ

SİMURG - NİHAT EKİNCİ

-
Google News

Eleştirilerin yoğun bir kısmı siyasi baskılar nedeniyle gerçek enflasyon rakamlarının açıklanmadığına yöneliktir. Yani yapılan değerlendirmelerde rakamların manipüle edildiği iddia edilmektedir. Peki gerçekten baskılar sonucunda rakamlar mı değişmekte,matematiksel yöntemlerle farklı yönlendirmeler mi yapılmakta yada gerçek rakamlar paylaşıldığı halde inandırıcılık konusunda yetersiz mi kalınmaktadır.

Öncelikle enflasyon hesaplamasından esas tutulan sepette yer alan ürünlere bakmak lazım. Enflasyon hesaplamasında kullanılan TÜİK Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) madde sepetinde 428 temel madde ve bu maddelerin altında 972 madde çeşidi yer almaktadır. Fiyat değişimleri bu geniş ürün yelpazesine göre takip edilmektedir.

Bu ürünler harcama gruplarına göre şu temel kategorilere ayrılmaktadır:

· Gıda ve Alkolsüz İçecekler: Ekmek, et, süt ürünleri, sebze, meyve ve temel gıda maddeleri.

· Konut ve Kira: Ev kiraları, su, elektrik, doğalgaz ve konut bakım malzemeleri.

· Ulaştırma: Akaryakıt, toplu taşıma ücretleri ve otomobil fiyatları.

· Giyim ve Ayakkabı: Mevsimlik giysiler, kumaşlar ve ayakkabı çeşitleri.

· Sağlık: Hastane hizmetleri ve ilaçlar.

· Eğitim: Okul ücretleri, kırtasiye ve kurslar.

· Lokanta ve Oteller: Dışarıda yeme-içme ve konaklama hizmetleri.

· Diğer Kalemler: Haberleşme, mobilya/ev aletleri, alkollü içecekler, tütün ve çeşitli mal/hizmetler.

Her ne kadar ana başlık grubu bu şekilde sıralansa da paketin içi açıldığında çeşitlilik artmaktadır. Vatandaşlar hesaplamalarını yaparken acil ve mecburen kullandıkları kalemler üzerinden hesap yapmak durumunda kalmaktadır. Bir tırnak makası ile peynir arasında ihtiyaç sıralaması aynı değil. Yine bir cımbız ile ekmek kalemlerini aynı kategoride göremezsiniz.

Yüksek işsizlik oranı, gelir düzeyindeki adaletsizlik ile birleşince ortaya geçinememe canavarı çıkıyor. Bunun üzerine yaşamı sürdürmek için zorunlu olan ihtiyaçların kabarık fiyatları da eklenince hayat çekilmez oluyor.

Yapılan son kamuoyu araştırmalarına göre Türkiye’nin birinci sorunu ekonomi ve hayat pahalılığı olarak görünmektedir. Tabi bunun toplumun değişik katmanlarına yansıması da farklılık arz ediyor. Gelir dağılımın adaletsizliği nedeniyle yüksek gelir grubunda bulunanlar bu sonuçlardan daha az etkilenirken alt gelir grubunda bulunan vatandaşlar perişan oluyor. Asgari ücretin açlık sınırının altında kaldığı, dört kişilik ailenin fakirlik sınırının birinci derecede bulunan bir yöneticinin maaşını geçtiği bir ortamdan söz ediyoruz.

Anket sonuçlarında ortaya çıkan sorunların dizilişi bize zaten gerçekleri gösteriyor. Toplumsal ve ekonomik alanda öne çıkan diğer temel problemler ise şu şekilde sıralanmaktadır:

· Hayat Pahalılığı ve Enflasyon: Alım gücünün düşmesi, döviz kurundaki dalgalanmalar ve temel tüketim maddelerindeki fiyat artışları.

· Gelir Dağılımı ve Yoksulluk: Geniş halk kitlelerinin refah seviyesinin düşmesi, ekonomik dengesizlikler ve yoksullaşma.

· Adalet ve Hukuk Sistemi: Adalet mekanizmalarına olan güvenin zedelenmesi ve hukukun üstünlüğü konularındaki tartışmalar.

· İşsizlik: Özellikle genç nüfustaki istihdam problemleri ve üretime dayalı iş alanlarının yetersizliği.

Paylaşılan verilere baktığımızda Türkiye'de son beş yıllık dönemde gıda enflasyonu kümülatif olarak %638 oranında artış göstermiştir. Aynı dönemde dünya genelinde gıda fiyatları ortalama %4 oranında gerilemiş olup, Türkiye bu artış oranıyla Avrupa'da zirvede, dünya genelinde ise ilk sıralarda yer almaktadır. Gelirinin tamamını gıda,ulaşım ve kiraya ayırmak zorunda olan yurttaşların açıklanan enflasyon oranlarına inanmaması çok doğal bir sonuç değil mi? Gerçekte alt gelir gruplarına yansıyan oranlar ile üst gelir grubuna yansıyan oranların etkisinin dünya kadar farklı olduğu açıktır. Yöneticilerin öncelikle bu duruma bir bakmalarında fayda bulunmaktadır. Üst gelir gruplarının tüketim alanlarındaki vergiyi artırıp alt gelir gruplarının tüketim alanlarındaki vergiyi kaldırsanız belki bir rahatlama sağlarsınız.

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.