07 Haziran 2026 - Pazar

ÜLKE SİYASETİNDEKİ DEĞİŞİM

Son yerel seçimlerden sonra ülke siyasetinde inanılmaz hızlı değişimlerin varlığını fark etmeyenimiz yoktur sanırım. Bu konu ile ilgili olarak herkes kendi cephesinde ve hatta diğer cephelerdeki gelişmeleri kendine göre yorumlayıp duruyor.

Yazar - SİMURG - NİHAT EKİNCİ
Okuma Süresi: 6 dk.
SİMURG - NİHAT EKİNCİ

SİMURG - NİHAT EKİNCİ

-
Google News

 Bütün olup bitene rağmen insanların eteklerindeki taşları tam olarak dökmediklerinin de farkındayız elbet. Çünkü sütten ağzı yananların yoğurdu üflemelerini de normal görmek gerekiyor.

Ortadoğu’da, yanı başımızda olup bitenleri detaylı bir şekilde incelediğimizde olup bitenlerin birer tesadüften ibaret olmadığını anlamak o kadar zor değil. Şimdilik olup bitenlerin bizi güçlü ve istikrarlı devlet olarak ön plana çıkarıyor olması da kimseyi yanıltmasın. Asıl şimdi her zamandan çok tedbirli olmak ve olup bitenleri dikkatle takip etmek gerekiyor. “Bayram değil seyran değil eniştem beni niye öptü” sözünün tam da mihenk noktasındayız.

Büyük Ortadoğu Projesi olarak başlayan ve ülke liderinin başkan yardımcısı olarak gösterildiği bu değişim ve dönüşüm süreci adım adım ilerliyor. Büyük Ortadoğu Projesi gün geçtikçe şekillenirken asıl büyüyenin Ortadoğu değil İsrail olduğunu görmemek için aptal olmak lazım. Hamisi tarafından kollanan bu devlet, sınırlarını ve gücünü artırsın diye oynanmadık oyun, başlatılmayan savaş, yıkılmayan sistem ve yönetim kalmadı. Ortadoğu’nun temelini oluşturan taşlar yenidene şekillendiriliyor. Arap, Türk ve Fars egemenliğindeki alanların münasip bir noktasına İsrail devleti ve Yahudiler dördüncü güç olarak konumlandırılmış oldu.

İsrail hedeflerine ulaştığında İran’daki savaşın da biteceğinden emin olunabilir. Çünkü şu anda uzatmaları oynanan savaşta amaç her ne kadar İran’ın nükleer gücü meselesi olarak görünmekte ise de asıl mesele İsrail’in işgal planının tamamlanmasıdır. Bu plan tamamlandığında İsrail hedeflerine ulaşmış oluyor ama ortaya başka bir gerçek çıkıyor olacak. O da Türkiye’nin Ortadoğu’daki konumu ve gücü. Meselenin özünü şu oluşturacak; bu iki gücün karşı karşıya kalması veya çıkarlarının çakışması durumunda bu ortamı hazırlayan egemen güç kimin yanında yer alacak? Petrolün rolünün azaldığı ve suyun kaçınılmaz ihtiyaç haline geldiği birkaç yıl sonrasını düşünerek cevaplarsanız sanırım konu daha da anlamlı olacaktır.

İktidar bu durumun elbette farkındadır. Bir yandan bu yeni palazlanma döneminden karlı çıkmanın hesaplarını yaparken diğer yandan da sağlam durmanın ne kadar önemli olduğunun farkına varmış görünüyor. Ülkelerin kaderi elbette bazı liderlerin ya da siyasi iktidar sahiplerinin dönemsel çıkarlarına göre şekillendirilemez. Kendini dünya lideri olarak gören Trump hazretlerinin bir günde ne kadar değişik demeçler verdiğine bakıp ona göre değerlendirmek lazım.

Bu farkındalığın bir sonucu olarak iktidar partisi ve yöneticileri de ülke içindeki siyasal yapılanmayı şekillendirme gayretindedirler. Uzun süren iktidar görevinin beraberinde sakıncalar taşıdığını hatırdan çıkarmamak lazım. Çünkü bu süreç içinde yola birlikte çıktığınız arkadaşlarınızın yerini zamanla yolda araya katılanlar tarafından doldurmaya başlanır ve yola çıkış hedefleri ne yazık ki yön değiştirmeye başlar. Bu durum zamanla imajın değişmesine, algıların farklılaşmasına ve çıkarların ön plana çıkmasına neden olur. Öyle bir zaman gelir ki güç kaybına uğrarsınız ve o zaman siyasetin dengeleri ile oynamalar kaçınılmaz olarak ortaya çıkar ve bu durum ne yazık ki hem oyunu kuranlara hem de ülkenin geleceğine zarar vermeye başlar. Halktan alınamayanı masada almaya çalışmak, siyaset oyunları ile süreye oynamak, kural ihlallerini görmeyen hakemlere sığınmak çare olmaktan uzak olur. Yani siyasette taşları bağlayıp köpekleri salmak uzun süreli çözüm olmaktan uzaktır. Kural dışı oynamakla kazanılan başarının başarı olmadığını herkes bizden iyi bilir!

Bölgemize gelince bizde gündemin birinci maddesi ekonomiden ziyade çözüm sürecinin geleceğinin ne olacağıdır. Seveni sevmeyeni kimin ağzını açarsanız size çözüm sürecinin akıbetini soracaktır. Çünkü bölge insanı ve Kürtler çok iyi bilmektedirler ki bu mesele çözüme kavuşmadığı sürece ne bölgenin ne de ülkenin iflah olması mümkün olmaz. İktidarlar değişir, politikalar değişir lakin sonuç hep hüsran olur. Sorun öylesine karmaşık bir hal almaya başlar ki artık çözmeye çalışsanız da sorun elinizde kalır ve çözümlenemez. Bu nedenle kiminle ve nasıl olacaksa olsun ama çözüm olsun istenmektedir.

Bu durum öyle zamana bırakılacak, aşaması alfabetik sıraya konulacak kadar bekletilecek bir konu da değil. Bu nedenle iktidarın veya işin muhataplarının yapacağı ne varsa artık yapması gerekiyor. Köylüyü gözüne kestiren Mir adamı çağırır ve ona öyle bir soru sorayım ki yanlış cevapta kellesini alayım diye düşünür. Adam huzura getirilir ve Mir sorar: “Söyle bakalım ayı doğurur mu yoksa yumurtlar mı?” adam sorunun soruluş şeklinden bulgurun taşlı olduğunu anlamıştır. Kelleyi kurtarmak gerekmektedir. Ona göre bir cevap verir; “Mirim vallahi bu ayı milleti acayip bir millettir canı istediğinde doğurur canı istediğinde yumurtlar” der. Bu cevapla kelle kurtarılmıştır Mirin çabası da boşa çıkmıştır lakin adam da alacağı dersi almıştır.

Dilerim konu anlaşılmıştır.

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.