ÜRETEN BATMAN’DAN TÜKETEN BATMAN’A…
ÜRETEN BATMAN’DAN TÜKETEN BATMAN’A…

Nedim ARSLAN
-Batman il statüsüne kavuşurken o yıllarda kent merkezi nüfusu 193 bin dolaylarındaydı. Bugün ise kent merkezi nüfusu 500 bini aşmış durumda! İlçe statüsünde olan o Batman, üreten bir şehir statüsünde iken bugün artık üreten değil, adeta tüketen bir şehir haline gelmiş durumda.
Kentin en uzak semtleri artık kent merkezi olurken, etraftaki köyler bile bu kentin birer mahallesi haline geldi. Petrol ile birlikte üreten ve büyüyen bir kent olan Batman, tam tersi bir durum yaşayarak resmen tüketen bir kent haline gelmiş durumda. Onlarca, yüzlerce marka zincir marketin yanı sıra tekstil işletmeleri ve farklı markalar; cafelerden lüks mekânlara kadar yüzlercesi kentin ekonomisini merkezlere çekmeye devam ediyor.
GAP Mahallesi, Çamlıtepe, Belde ve Gültepe gibi mahallelerde gün yok ki yeni ve lüks mekânlar açılmasın. Ancak günden güne ekonomisi gerileyen Petrol kentinde, üretim ve istihdama dayalı fabrikaların ve yeni istihdam alanlarının açılışlarına pek de rastlamak mümkün değil.
Ekonomisi tüketime dayalı olan ve toplam nüfusu 700 bini aşan Batman'da, kentin her alanında, özellikle GAP Mahallesi ve Gültepe'de onlarca lüks mekânın ardı ardına açılması, hangi kaynaktan gelen bu sermayenin kullanıldığı sorusunu da beraberinde getiriyor. Bu durumun her kesim tarafından sorgulandığı bir ortamdayız.
Kısacası, hakkıyla kazanılan bir para ve sermayenin olmadığı, rahat işler ve masa başı kazançlarla bu büyük sermayenin nasıl oluştuğu bazı vatandaşlar arasında şaşkınlığa bile neden olmuş halde. Çünkü dün üreten Batman, artık bugün tüketen bir Batman halini aldı.
Asıl mesele sadece yeni iş yerlerinin veya lüks mekânların açılması da değil. Elbette bir kentte ticaretin gelişmesi, yeni işletmelerin kurulması ve insanların farklı alanlarda yatırım yapması ekonomik hareketlilik açısından önemlidir. Ancak bütün bunların yanında üretimin, sanayinin, tarımın ve istihdamın da aynı hızla büyümesi gerekiyor. Aksi halde sadece tüketim üzerinden büyüyen bir şehir, bir süre sonra kendi ekonomik kaynaklarını da tüketme riskiyle karşı karşıya kalabilir.
Batman’ın yeniden üreten, istihdam sağlayan ve kendi markalarını oluşturan bir kent olması gerekiyor. Genç nüfusun enerjisinin yalnızca tüketim alanlarında değil, üretim ve girişimcilik alanlarında da değerlendirilmesi şart. Çünkü gerçek kalkınmanın yolu daha fazla tüketmekten değil, daha fazla üretmekten geçiyor.
RAHATSIZLIK VEREN BAŞKA BİR DURUM
Yıllardır bazı alışkanlıklardan vazgeçmiş değiliz. Keşke bunlar iyi alışkanlıklarımız olsa. Elbette Batman’ın çok iyi alışkanlıkları da var. Şimdi konuyu pek dağıtmadan, bugün sadece bir örnekle konumuzu tamamlayalım.
Yıllar yılı anız denen bir baş belası alışkanlığı, Batman basını başta olmak üzere yetkililer, çevreciler ve bazı STK’ların ısrarlı çalışmalarıyla büyük ölçüde sonlandırılmış bulunmakta. Ancak yine en kötü sayılabilecek ve gelenek ve göreneklerimizle hiçbir alakası olmayan düğün sonralarındaki havai fişek çılgınlığı devam ediyor!
Batman’da mutlu günlerini yaşayan ailelerin düğün sonrası havai fişek gösterileri artık sıkça karşılaştığımız bir görüntü haline geldi. Tüm düğün yapan ailelerin sevinci ve mutluluğu elbette hepimizin sevinç kaynağı. Ancak özellikle gece yarısı saat 00.24'ten sonra başlayan havai fişekler gerçekten hepimizi çileden çıkaracak türde.
Lütfen bu kentte yaşanan mutlulukların yanında acısı olan ailelerin de bulunduğunu unutmayalım. Taziyesi olan, yaşlısı, bebeği ve hastası bulunan onlarca aileyi gece yarısı büyük bir gürültüyle panikletmenin gerekçesi olabilir mi?
Düğün sahiplerinin mutluluğuna elbette saygımız var. Ancak kendi mutluluğumuzu yaşarken başkalarının huzurunu bozmamak da toplumsal yaşamın gereğidir. Bir ailenin en güzel günü, başka bir ailenin korku ve endişe yaşadığı bir geceye dönüşmemeli.
Eğlenmek ve mutluluğu paylaşmak hepimizin hakkı. Fakat aynı kentte, mahallede ve sokakta yaşayan insanların hassasiyetlerini de düşünmek zorundayız. Özellikle gece yarısından sonra havai fişek konusunda daha duyarlı olunmalı.
Lütfen bu insanlara da saygı. Mutluluklarımızı paylaşırken birbirimizin huzuruna da sahip çıkalım.
Güzel günler dileğiyle.