Önlenemeyen çocuk ve kadın cinayetleri ile görmezden gelinen bir düzen
Ne yazık ki ülke genelinde yaşanan şiddet sarmalı bitmek bilmiyor. Batman’da sık sık gündeme gelen sokak kavgaları, bıçaklı ve sopalı tartışmaların ardından çıkan olayların çoğu zaman ölümle sonuçlandığı görülüyor.

Nedim ARSLAN
-Kentin birçok noktasında yaşanan bu olayların özellikle GAP Mahallesi çevresinde yoğunlaştığına ise sıkça şahit oluyoruz. Batman’da olduğu gibi ülkenin birçok ilinde de şiddet sarmalının giderek arttığı açıkça ortada. Yürek burkan olaylardan söz açmışken, bunun en çarpıcı örneklerinden biri 14 yaşındaki Ahmet Minguzzi’nin İstanbul Kadıköy’de bir semt pazarında öldürülmesi oldu.
Geçtiğimiz hafta yine İstanbul’da iki grup arasında “yan bakma” gerekçesiyle çıkan kavgada 17 yaşındaki Atlas Çağlayan hayatını kaybetti. Sudan sebeplerle yaşanan bu olayların ardından, içyüzü tam olarak aydınlatılamayan nedenler toplumumuza çok ağır bedeller ödetiyor. İşlenen çocuk cinayetleri ve sınır tanımayan kadın cinayetleri neredeyse her yerde, her gün yaşanır hale geldi. Ne yazık ki çetecilik, gruplaşma, mafyavari yapılar, kirli ve karanlık ilişkiler artık gizlenmiyor; gözümüzün önünde, apaçık şekilde varlığını sürdürüyor.
Peki tüm bunlara zemin hazırlayan suç aletleri sokak aralarında açık açık satılmıyor mu? Kentin en hareketli noktalarında kurulan bıçak tezgâhları herkesin gözü önünde. İsteyen, istediği aleti hiçbir engelle karşılaşmadan alabiliyor. Bıçak mı, satır mı, sustalı bıçak mı… Beğendiğini seç, al ve suç işle! Artık bu yürek burkan tabloyu sonlandırmanın zamanı gelmedi mi? Ölen de çocuk, öldüren de çocuk… Bu nedenle çok daha caydırıcı cezaların uygulanması gerektiğini savunuyorum. Suç işleyen, can alan kişiler “nasıl olsa birkaç yıl sonra çıkarım” düşüncesine kapılmamalı. Çocuk da olsa, işlenen suçun karşılığını bilmelidir. Bununla birlikte suç aletlerini satanlara yönelik ciddi ve kararlı adımların atılması da artık kaçınılmazdır.
KENTİN ORTAK ALANLARI KİMİN?
Konuyu çok dağıtmadan ikinci başlığa kısaca değinmek istiyorum. Kentin mimarisi ve estetiği adına elbette idarecilerin ve ilgili birimlerin bazı çabaları var. Ancak ortaya çıkan tablo ne yazık ki pek iç açıcı değil. İsim vermek istemiyorum fakat kentin en merkezi ve işlek noktalarında, marketlerden farklı meslek gruplarına kadar birçok işletmenin dükkân önlerini camekânlarla kapatarak kendilerine ek alanlar oluşturduğunu görüyoruz. Oysa bu alanlar halkın ortak kullanımına ait. Vatandaşların rahatça yürüyebilmesi, engelli bireylerin, yaşlıların ve çocukların güvenli şekilde hareket edebilmesi için bu alanların açık bırakılması gerekiyor. Geçtiğimiz günlerde Turgut Özal Bulvarı’nda benzer şekilde işgal edilen alanların belediye ekiplerince yıktırılması bu anlamda atılmış doğru bir adım olarak hafızalarda yer etti. Ancak ne yazık ki bunun gibi birçok noktada benzer uygulamalar hâlâ sürüyor. Eklemelerle işyerleri büyütülüyor, kaldırımlar daraltılıyor, kent estetiği her geçen gün biraz daha zarar görüyor.
Vatandaş bunu görüyorsa, Belediyenin ilgili birimleri de mutlaka görüyordur. Nitekim bu konuyla ilgili çok sayıda vatandaş bizlere ulaşarak tepkilerini ve sitemlerini dile getirdi. Kısacası, herkesin kafasına göre hareket ettiği bir şehir düzeni kabul edilemez. Kent disiplini; adaletli, kararlı ve süreklilik arz eden denetimlerle sağlanır. Ortak alanlar şahsi kazanç uğruna işgal edilmemeli, kurallar herkes için eşit şekilde uygulanmalıdır. Şiddetin ve düzensizliğin sıradanlaştığı bir kentte huzurdan söz etmek mümkün değildir. Toplumsal sorunlara geçici değil, kalıcı ve kararlı çözümler üretilmediği sürece bu tablo değişmeyecektir. Artık hem güvenlikte hem de kent düzeninde herkesin sorumluluk alması ve gereken adımların gecikmeden atılması şarttır.
Güzel günler dileğiyle.