25 Eylül 2026 - Cuma

DİYAKO VE EDEBİYAT

Edebiyat; insanın duygu, düşünce ve hayallerini dil aracılığıyla estetik ve sanatsal bir ölçüyle anlatma sanatı olarak tanımlanır.

Yazar - SİMURG - NİHAT EKİNCİ
Okuma Süresi: 5 dk.
SİMURG - NİHAT EKİNCİ

SİMURG - NİHAT EKİNCİ

-
Google News

Bu nedenle birçok insan bu sanat yoluyla kendini ifade etmeye çalışır. Edebiyat sanatı yoluyla kendini ifade etmeye çalışanlar bu sanatın temel özellikleri olan; Estetik değere yani okuyucuda veya dinleyicide güzellik duygusu ve heyecan uyandıran, Kurmaca yapıya yani gerçek yaşamdan esinlenen ancak tamamen gerçeklerin birebir kopyası olmayıp hayal gücüyle yeniden kurgulanan, Dil İşçiliğine yani kelimelerin hem anlam hem de ses değerini en etkili şekilde kullanmaya, Toplumsal ve Tarihsel yaşamı yansıtma yani konunun ait olduğu dönemin kültürünü, zihniyetini ve değer yargılarını geleceğe taşımaya ve bunlardan ders almayı aktarmaya çalışır. Bunları gerçekleştirme yöntemi olarak da roman, öykü, şiir, deneme, fıkra gibi yöntemlere veya yollara başvurur.

Son dönemlerde ülkemizdeki ve bölgemizdeki gelişmelere baktığımızda tarihsel bir inceleme yapmanın ve bu inceleme sonucunda ortaya çıkan veya belirlenen durumlardan dersler çıkarmanın gerekli olduğuna inananlardanız. Çünkü tarihlerini veya geçmişlerini bilmeyen toplumların geleceklerini yönlendirmede sıkıntı yaşadıkları tarihsel bir gerçeklik olarak karşımızda durmaktadır.

Güncel gelişmeleri ve atılan adımları takip edip yorumlamak yaşadığımız dönemin konusudur ve bunları köşe yazılarımızda veya katıldığımız etkinliklerde dile getirip yorumlamak mümkün ancak tarihsel bir bakış açısıyla olayları değerlendirmek olaya farklılık katmaktadır.

Son dönemlerde içgüdüsel olarak tarih konusu ilgimi çekmeye başladı. Toprak mı çekiyor bilmiyorum ama önasya toprakları epey ilgimi çekmeye başladı. Belki de idol olarak gördüğüm Amin Maluf’un eserlerinden etkilenmem de söz konusu olabilir. Kürtçe yazdığım “Keleha Babek” romanı ile tarihsel olayları kaleme almaya başlamıştım. Kendi döneminin isyankâr veya direnişçi kişisinin yaşam öyküsüyle. Bu çalışma daha sonra beni Melik Şah dönemine yani Selçuklu dönemine taşıdı. Bu dönemi “Sultan Vuruldu” romanı ile değerlendirmeye çabaladım. Okurlardan olumlu görüşler aldığımı da belirtmek gerekiyor. Bu çalışmaların devamı olarak biraz daha uzaklara gitme gereksinimini duydum. Konu Medlere uzandı. Med’lerin tarih sahnesine çıkışını edebiyatın yukarıda saydığım ölçüleri içerisinde okurlarla buluşturmayı ilk Med kralı olarak tarihe geçen Diyako ile aktarmaya çalıştım.

Diyako ile ilgili kısa bilgiyi sosyal medya ve Wikipedi sayfalarından alıntılayarak aktarayım: “Diyako:Saltanat (yaklaşık 53 yıl): Kral olarak Deioces, altı ana Med kabilesini (Busae, Paretaceni, Struchates, Arizanti, Budii ve Magi) birleştirerek otoriteyi merkezileştirdi. Başkent olarak Ecbatana’yı (modern Hamadan) kurdu ve her biri farklı bir renge boyanmış (örneğin beyaz, siyah, kırmızı, mavi, turuncu, gümüş ve altın) ve kozmik düzeni simgeleyen yedi eşmerkezli duvarla çevrili olduğu iddia edilen müstahkem bir saray kompleksi inşa etti. Doğrudan erişimi sınırlayan ve gizemini artırmak için haberciler aracılığıyla iletişim gerektiren katı mahkeme protokolleri getirdi. Yasayı uygulamak ve krallığı izlemek için “Kralın Gözleri ve Kulakları” olarak bilinen bir kraliyet koruması ve bir casus ve muhbir ağı oluşturdu. 

Bu önlemler, kabile özerkliğinin yerini alan merkezi bir monarşi kurdu.” “Deioces, Med kabilelerini birleştirerek, Med İmparatorluğu'nu kurduğu belirtilen ilk Med kralıdır. Medlerin ortaya çıktığı Antik Çağ kayıtlarında, Deioces adında Med liderinden bahsedilmemekle birlikte, Antik Yunanistan tarihçisi Herodot tarafından kendisinden bahsedilmiştir. Deioces yaşadığı dönemde çevresi tarafından adaleti, cesareti ve dürüstlüğü ile tanınıyordu. Deioces döneminde Medler. Deioces, bu süreçte diğer krallıklarla ittifak kurmaya çalışmaktaydı. MÖ. 715 yılında, Asur kralı II. Sargon, Deioces'in Urartu kralı I. Rusa ile ittifak kurduğunu öğrendi. İsyanı bastırmak için Medler üzerine bir sefer düzenleyerek Deioces'i yakaladı ve ailesiyle birlikte Hama'ya (bugün Suriye'de) sürgün etti. II. Sargon'un ölümünü fırsat bilen Deioces, Manna ve Urartular ile ittifak kurarak bir fetih hareketine başladı. Kuzeybatı İran'ı ve günümüzün Azerbaycan topraklarını ele geçirdi. Otoritesini sağlamlaştırarak Med İmparatorluğu'nun temellerini attı. Deioces, MÖ. 653 yılında ölünce yerine oğlu Fraortis geçti.”

Tarihi roman okumaktan hoşlanan okurlarımızın kitap hakkındaki değerlendirmeleri bizim için de yol gösterici olacaktır. İyi okumalar dileğiyle…

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.