24 Mayıs 2026 - Pazar

CHP GÜÇ SAVAŞLARI VE EMPERYALİSTLER SAVI

İktidar ve yandaş medyası planladığı yolda emin ve kararlı adımlarla yürüyor. İrdeleyeceğim CHP’nin yandaşı medyasının kirli siyaseti perdeleyip suçu “Emperyalizmin projesi” diyerek başkalarına atma tutarsızlığını yazacağım.

Yazar - M. Latif YILDIZ
Okuma Süresi: 8 dk.
M. Latif YILDIZ

M. Latif YILDIZ

-
Google News

Gerçekleri tarafsız gözle benden dinleyiniz istedim. Emperyalizm mi! Eyvallah;

“1950’lerden beri iktidarı da muhalefeti de dizayn” ediyor mu? Ediyor. Kuralı gereği “Türkiye siyasetini elinde tutma projesidir.” Çıkarı için Türk siyasetini evirip, çevrilip, devşirilip, yönetmiyor mu? Yönetiyor.

Tamam Kılıçdaroğlu’na görev 2002’de verildi. Peki 1950 den 2002’ye kadar kimlere 62 yıl boyunca görevler verildi biliniyor. Bir tek Kılıçdaroğlu’na mı emperyalistler görev verdi.

Yine diyorlar ki; DSP’ye monte edilmek istendi, milletvekili adaylığı için başvurdu. Bülent Ecevit’e ulaşan istihbarat raporlar sonucu “sakıncalı” görüldü ve aday listesine alınmadı.

ALLAH AŞKINA çok partili döneme geçildiği günden bu güne kadar CHP’ye istihbarat sonucu kimlerin milletvekilliği engellendi? Şu anda Özgür Özel’in ekibinde CHP Milletvekili kadrosunda kaç kişi CHP kökenli; kaçı vekil gençlik kollarından geldi. Buna başkan olan ÖZGÜR ÖZEL de dahildir.

Lütfen CHP’ye sağdan gelen milletvekillerinin tek tek adını saydırtmayın.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun çok büyük hataları var mı? Vardır. Anayasaya aykırı olduğu halde Milletvekili dokunmazlığının kalkması onun en büyük günahıdır. Selahattin Demirtaş onun yüzünden 10 yıl içerdedir. O günden sonra çok kiş

Kılıçdaroğlu’na siyasetçi olarak notunu verdi. Bu günde var olan hatalarını aynen sürdürüyor.

En önemlisi “Kürd” olduğu halde inkar ettiği günden sonra sözün bittiği yerdi. Çünkü inkar edene bizim toplum “haramzade” der.

Bir gerçek daha vardır. Türkiye’de siyaseti dizayn edenler Kılıçdaroğlu ile işe başlamadı. Deniz Baykal ile başladılar. Erdoğan’ın yasağını Deniz Baykal kaldırtmadı mı? Kaldırttı. Ne çabuk unuttunuz!..

Bir başka olgu üzerinden Kılıçdaroğlu’nun ağzına bile almaktan korktuğu ailesi ile ilgili “1937/ 1938 olaylarından büyük zarar gördüğü aileden 40 kişi öldürüldüğü ve de babası sürgün edildiği için CHP’ye beslediği kinle davranıyor.” Diyen CHP yandaşı medya inanç ( Alevi oluşu), kimlik ve aile üzerinden karalama yaparlarken Atatürk’ü de ihmal etmeyerek gündeme taşıdılar.

Oysa Kemal Kılıçdaroğlu gerçeği sisteme, Atatürk’e ailesine, kimliğine karşı yapılan bütün saldırılara karşı sessiz kaldı. Bu güne kadar tek kelime etmeyen Kemal Kılıçdaroğlu için “Emperyalizmin maşası, Atatürk, Cumhuriyet ve CHP’den intikam alıyor” ile suçlanması vicdansızlık, insafsızlık olmuyor mu?

Doğrudur, Emperyalizmin hedefinde CHP, Atatürk ve Cumhuriyet’in imhası var. Darbeler, muhtıralarla işe başladılar. Kenan Evren ile tam bir başarı elde ettiler.

Kılıçdaroğlu’na iş gelene kadar menzile varılmıştı.

Deniz Baykal’ın 2010 Kaset olayı süresi dolduğu için patlatıldığı gerçektir.

Kemal Kılıçdaroğlu girdiği seçimleri kaybetti diyenler Özgür Özel’in DEM oyları ile kazandığını; İstanbul ve Büyük Şehirleri Kürdler sayesinde aldıklarını ne çabuk unuttular.

CHP ve Türk siyaseti için Söylenecek, yazılacak çok şey var Amma geçelim ve meşhur 4-5 Kasım 2023 kurultayına gelelim.

“ CHP’nin 38. Olağan Kurultayı, emperyalizmin CHP ve Kemal Kılıçdaroğlu kurduğu oyun sonuçsuz kalıp seçimi Özgür Özel’in kazanması ile CHP emperyalizmin oyununu bozdu." Diye CHP yandaşı medya öyle iddia ediyor.

Bütün cenahlara eşit mesafede 57 yıl bölgesel ve Türkiye’de yayınlanan gazetelerde muhabirlik ve temsilcilik yapan benden gerçeği dinleyiniz istedim:

Şu günlerde somut siyasi ve de hukuki gerçeklerden ziyade, tamamen parti içi kutuplaşmalar sonucu kullanılan öznel, ideolojik açıklamaları izliyorsunuz.

Olayın aslına bakarsak; ne Özgür Özel’in kazanması ne "emperyalizm oyunun” bozması ne de Kemal Kılıçdaroğlu’na dış güçler tarafından verilen bir destekti. Olup bitenler tamamen Kurultay seçimi ve koltuk meselesidir.

Türkiye’de siyasette ne zaman keskin çıkışlar olur ise solcular, ulusalcılar, Kemalistler ve benzerleri hemen “emperyalizmin oyunu, kumpası” derler.

Bu gerçeği bilmeyen mi var. 1950’de Marshall Yardımı adı ile Türkiye’ye özellikle askeri alanlarda destek sağlandı; traktör, kamyon, tarım makineleri, tank, top, uçak, yapım ekipmanların verildiği günden beri savunma ve diğer sanayi alanda amaç önümüzü kesmekti.

Yanisi siyasette keskin kavramlar (emperyalizm, kumpas, oyun), tarafların tabanlarını konsolide etmek veya rakiplerini yıpratmak için kullandığı argümanlardır. CHP içinde olup bitenler de AKP’nin hazırladığı zemin ile tam da olup bitenlerle uyumlu.

Eğer meselenin bugün ulaştığı sıcak hukuki boyut, hazırlanan savcılık iddianamelerini ve parti yönetiminin mahkeme kararı olayını tam bir halk diliyle, kahvehanede iki dost dertleşiyormuş gibi dinlemek isterseniz, mevzu aslında tam şudur:

CHP’nin o meşhur 38. Kurultayı var ya hani Özgür Özel’in Kemal Kılıçdaroğlu’nu yenip koltuğa oturduğu gün... İşte o günden beri parti içinde sular hiç durmadı. Eski Hatay Belediye Başkanı Lütfü Savaş ve bazı delegeler, "Arkadaş, bu seçimde hile hurda döndü; parayla, makam vaadiyle delegelerin oyları satın alındı" diyerek mahkemeye koştular.

İş dedikoduyla kalmadı, savcılık devreye girdi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı öyle bir iddianame hazırladı ki, içinde Ekrem İmamoğlu dahil 12 ağır topun "oylamaya hile karıştırmak" suçundan 3 yıla kadar hapsi istendi. Savcı açık açık, "Burada delege iradesi sakatlandı, seçim usulüne uygun yapılmadı" dedi. Kemal Kılıçdaroğlu da dosyada "mağdur" sıfatıyla yer aldı.

İşte tam da bu fırtınanın ortasında, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) bombayı patlattı! Mahkeme, "Bu kurultayda kesin hükümsüzlük (mutlak butlan) var, yani “baştan aşağı sakat" diyerek Özgür Özel’in kazandığı 38. Kurultayı ve sonrasındaki tüm kararları iptal etti. Özgür Özel ve ekibini görevden uzaklaştırıp, koltuğu ve parti mührünü aynen eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibine iade etti. Özgür Özel’in YSK’ya (Yüksek Seçim Kurulu) yaptığı acil itiraz da reddedilince, parti resmen eski yönetime kalmış oldu.

Şimdi Kılıçdaroğlu emaneti geri aldı ama partiyi kısa sürede yeniden kurultaya götürür mü, götürmez mi!.. Kemal Bey polis gücü ile Genel Merkezdeki koltuğa oturur mu oturmaz mı; bu satırları yazdığımda belli değildi.

Yani anlayacağınız, dış güçlerin oyunundan ziyade, parti içi paraların, delegelerin ve mahkeme koridorlarının havada uçuştuğu, tam anlamıyla "koltuk ve güç savaşını” CHP’de izliyorsunuz.

Size toplumun uzun yıllar “umut” olarak gördüğü CHP de olup bitenleri anlatmaya çalıştım. Bundan sonra ne mi olur. İnanın hiç kimse bilmiyor. CHP’nin karpuz gibi 2-3 e bölünmüş halini; ne AKP iktidarı, ne siyasi partiler, medya hatta aklı başında aydınlar bile bilmiyor. Halk yani seçmen ise izlemek ile yetiniyor. Durum budur.

Sonuç önümüzdeki günler yol belirlenip izlenecek mi? Yoksa “iki liderli denge” süreci olacak tabanda da hissedilecek mi? Hep birlikte bekleyip göreceğiz.

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları