21 Şubat 2026 - Cumartesi

ANA DİL VE DOSTLARA SİTEM

“21 Şubat Dünya Anadili Günü” Dilsel çeşitliliğin, her insanın kendi diliyle kurduğu eşsiz bağın kutlandığı önemli gündür. Günü anlamlı kılmak için farklı açıdan bazı Türk dostlarıma sitemim var.

Yazar - M. Latif YILDIZ
Okuma Süresi: 6 dk.
M. Latif YILDIZ

M. Latif YILDIZ

-
Google News

“Çima li zimanê kurdî dûrahî û dudilî heye? Ez ê vê mijarê çareser bikim.”

(TÜRKÇE ANLAMI : )

”Neden Kürdçe diline karşı bir Mesafe ve Çekingenlik Var? Bu konuyu dile getirereceğim.”

# Türkiye’de milyonlarca insanın ana dili olan Kürtçeye karşı duyulan mesafenin arkasında yatan temel katman için “dünya dil gününde” hatırlatmak istedim.

Neden mi?

Ana dilim yani anamdan doğduğumda Kürdçeydi. İlkokula gidene kadar tek kelime Türkçe bilmiyordum.

1. Sınıfta öylesine hızlı bir adaptasyon gösterdim ki öğretmenim 3 ay sonra beni sınıf başkanlığı ile ödüllendirdi.

Tahsilim süresince bir Türk’ten çok daha iyi dil bilgisi ve edebiyatını o kadar iyi kavradım ki 17 yaşımda yani Türkçeyi öğrendiğimden 10 yıl sonra 1968 yılında çiçeği burnunda gazeteci oldum.

Bu yüzden Türk akraba ve arkadaşlarımdan sitemim var. Devletin kuruluş ilke ve politikası eğitimi asimile etme üzerimde kuruldu. Bu yüzyılda uygulamanın doğru olmadığını söyleme cesaretini göstermelerini beklerdim. Kabul etsek te etmesekte Türkiye’de 25 milyonu aşkın Kürd var. Her mahallede bir komşu; bir çok ailede Kürd vardır.

Kürdler Türkçe diline çok kısa zamanda uyum ve adaptasyon gösterirken Kürdçe diline karşı Türk arkadaş ve akrabalarım neden mesafeli olmaktan öte ilgisizler? Bu meseleyi dünya dil gününde sorgulamak istedim.

# yaşanmışlığımdan yola çıkacak olursam büyük çoğunluğu için "kişisel dil nefreti" diyemeyeceğim.

Çünkü azımsanmayacak sayıda Türk-Kürd evliliği var. Dile karşı nefret olsa bu evlilikler olmazdı.

Peki, Kürdçeye mesafeli olan damat, gelinler ve de akrabaların gerçeği nedir? Bir Kürd olarak Ana Dil gününde 57 yıllık gazeteci; ilk, orta, lise ve iletişimde öğretmenlik yapmış biri olarak düşüncem şöyledir:

Sorunun en büyük sebebi kurumsallaşmış devlet politikasıdır. Bunun önemli ayağı da eğitim tarzıdır.

Ne mi demek istiyorum? Kürdçe çekincesine, yasak desek daha doğru olabilir.

# Siyasetin Gölgesinde Kürd Dili, maalesef Türkiye'de uzun yıllardır kültürel bir zenginlikten ziyade siyasi bir ayrıcalık sembolü ya da "güvenlik" meselesi olarak kodlandı.

# Kürd vatandaş, Kürtçeyi öğrenmeye, konuşmaya çalıştıklarında siyasi bir saf tutuyormuş gibi itham edilmekten öte “terör” üzerinden damgalanmak korkusu yaşatan devlettir. Bir taraftan Kürdün dilini asimile edeceksin, diğer taraftan Türk vatandaşın bu dile karşı mesafeliden öte endişeli yaklaşmasına yol açan politik eğitimi yaygınlaştıracaksın.

# Standart (Ulus-Devlet) politikası Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren "tek dil, tek millet" anlayışı yüz yıldır eğitim dahil her alanda yaygınlaştırıldı.

# Türkçe dışında dillerin kamusal alanda yasakladı. Bu durum, nesiller boyu "makbul olanın sadece Türkçe olduğu" algısını yerleştirdi. Diğer diller ise "yöresel" kalması gereken unsurlar olarak görüldü.

# Yine eğitim başta hemen her alanda Pratik Fayda olarak “Gereklilik" algısı insanların bilinç altına dil öğrenmeyi "yatırım" olarak gördüğü için (İngilizce, Almanca veya Fransızca) öğrenmeyi teşvik etti.

# Kürtçenin eğitim dili olmaması iş dünyasında resmi bir karşılığının bulunmaması iddiaları orta yere atarak insanların KÜRDÇE diline emek harcamasını "gereksiz" göstermeye yol açatı.

# Kürdçenin Tanınmaması, Sosyal Mesafe İlginçtir ki, yan yana yaşayan insanlar birbirlerinin dillerine dair en temel bilgilere bile sahip olmasını engelledi.

# Bilmemek, beraberinde önyargıyı, korkuyu getirir. "Acaba ne konuşuyorlar?" sorusu, samimi meraktan ziyade savunma refleksine dönüşünce konu bireylerin tepkisine kadar yükselir.

ÖZET İLE DEMEK İSTİYORUM Kİ:

Bu çekingenlik, dilden ziyade o dilin üzerine yüklenen ağır bir bagaj. Bu bagajı boşaltmanın yolu Kürdçe gibi farklı dillileri "normalleştirmek" ve bir kültürel hak olarak kabul etmektir. Çünkü ana dili kişinin doğuşu ile var olan hakkının eğitim yolu ile geliştirmesini sağlamak devlet denilen aygıtın olmazsa olmaz görevidir.

Bu makalemi 7 sülalesi ( şeceremiz var) Kürd olmasına rağmen 15 dakika içinde Türkçe yazdım. Yazının Kürdçe versiyonu için bir tam güne ihtiyacım var. İşte o yüzden Türkçe resmi geçerli dilin yanı sıra insani, vicdani, ahlaki, dini, yasal olarak devletin ana dilimle okuma, yazma öğrenmemi sağlamasıdır. Öyle haftada bir kaç saat seçmeli ya da kurslar ile geçiştirilecek bir konu değildir.

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları